Beş Duyu Kardeşler
“Beş dünyamız var. Bir duyusunu kaybeden bir dünyayı kaybediyor.”
Beş duyumuzla dünyayı tanımaya çalışıyoruz. Ancak hiçbiri bize dünyanın tamamını vermiyor. Gözümüz elmanın rengini görüyor ama tadını bilmiyor. Dilimiz tadını alıyor fakat sesini duyamıyor. Dünya, duyularımız aracılığıyla bize daima eksik görünüyor.
Hilmi Yavuz, bu eksikliği metaforlarla tamamlayabileceğimizi söylüyor. Şairler ay ışığına dokunabilir, elmanın sesini duyabilir, sessizliğin tadına bakabilirler. Metaforlar sayesinde duyuların sınırlarını aşabilir, henüz var olmayanı hayalgücümüzle deneyimleyebiliriz.
Peki duyularımız birbirlerinin işine karışırsa ne olur? Bir burun yürüyebilir, bir kulak elleriyle konuşabilir mi? Beş Duyu Kardeşler, insan bedeninden ayrılıp bağımsız yaşayan beş organ: Ağız, Burun, Göz, Kulak ve Parmak. Her birinin kendi arzuları, korkuları ve beceriksizlikleri var.
Nikolay Gogol'ün Burun öyküsünden uyarlanan Shostakovich'in The Nose operasında da bir burun sahibinden ayrılıp bağımsız bir hayata başlıyor. Böylece insanın bedeniyle ve toplumsal düzenle ilişkisi absürd bir komediye dönüşüyor.
Dünyayı yalnızca beş duyumuzla tanıyabilir miyiz? Duyuların erişemediği yerde hafıza, sezgi ve hayalgücü devreye giriyor. Belki de sanat, eksik kalan dünyayı tamamlamak değil, bu eksiklikten yeni dünyalar yaratmaktır.
PDF'i inceleyin ve [çalışma konusu]na odaklanın.
The Royal Ballet and Opera, “Shostakovich's The Nose”
Oskar Schlemmer, “Triadisches Ballett” (1922)
Alice (1988), sürrealist bir fantazi
Çalışma Konusu
Beş Duyu Kardeşler'den birini seçin: Ağız, Burun, Göz, Kulak veya Parmak. Seçtiğiniz kardeşin tek duyusuyla algılayamadığı bir şeyi merak ettiğini, arzuladığını veya anlamaya çalıştığını düşünün. Örneğin Kulak bir çiçeğin kokusunu bilömek, Göz bir şarkıyı duymak, Burun bir hatırayı koklamak istiyor olabilir.
Bir duyunun başka bir duyunun dünyasına girmesi nasıl mümkün olabilir? Metaforlardan yararlanarak bu imkânsızlığı görünür kılacağınız absürd, komik, hüzünlü veya tuhaf bir sahne yaratın.
Beş Duyu Kardeşler'den birini seçin.
Kardeşinizin kendi duyusuyla algılayamadığı bir şey bulun.
Bu şeyi neden merak ettiğini veya arzuladığını düşünün.
Başka bir duyunun işlevini kullanabilmesi için ona tuhaf bir yöntem icat edin.
Bu yöntemin yol açacağı beklenmedik, komik veya dokunaklı bir olay kurgulayın.
Olayı eskizlerle geliştirin ve estetik bir çalışmaya dönüştürün.
Çalışmanıza, ortaya çıkan imkânsızlıktan doğan bir soru bulun.
!!!) Unutmayın, amacımız bir duyunun eksikliğini gidermek değil, bu eksiklikten yeni bir dünya yaratmak. Bir kulak koklayamıyor olabilir. Peki bir çiçeğin kokusunu duyabilseydi nasıl bir ses işitirdi? Bir koku sese tercüme edilebilir mi?
Arşiv
Bu pratik üzerine, Güzeli Arayan Ders kapsamında yapılmış 6 çalışma: