Buraya her hafta yeni bir konu ekleniyor. Sizi çeken bir konuya dalın ve üretin. Beklenmedik bağlantılar, yaratıcı stres ve bir portfolyoya dönüşen işler ise Memed Erdener ile çevrimiçi derslerde:

DERSLERİ İNCELEYİN

Gerçek Halka Açıklanamaz

Gerçeği öğrenmek isteyen halka gerçek söylenebilir mi? Şeyh Bedrettin, gerçeğin halka doğrudan açıklanamayacağını, açıklanırsa insanların ya yollarını şaşıracağını ya da gerçeği söyleyeni suçlayacaklarını söylüyor. Fakat bir öneride bulunuyor: Gerçek ile halk birbirine alıştırılmalıdır. Sanki birbirinden ürken iki yabancıdan söz ediyor. Parmenides, hakikat ile kanaati, yani bir şeyin ne olduğu ile insanların onun hakkında neye inandığını birbirinden ayırmıştı. Antik Yunan'ın aletheia kavramı ise hakikati gizli olanın açığa çıkması olarak düşünmemize imkân veriyor. Bir de parrhesia var: İnsanın doğru bildiğini, iktidarın, yöneticilerin ya da çoğunluğun karşısında, başına gelecekleri göze alarak açıkça söylemesi.  Buna cüret edebilmesi. Yaşadığımız coğrafyada, yakın tarihte buna en uygun örnek -> Deniz Göktaş <-. Peki gerçek ortaya çıktığında neden kimse onu görmek istemiyor? Bir gerçeği açıklamak, o gerçeğe inanılmasını sağlar mı? Gerçeği söylemek tehlikeliyse susmak mı gerekir? Halk gerçeğe alışırken gerçek halka nasıl alışacak? Daha önemlisi, kim veya kimler halkı gerçeğe alıştıracak? Gerçeği bilenler mi, bildiğini sananlar mı, yoksa gerçeği açıklamaktan korkanlar mı? PDF'i inceleyin ve ardından [çalışma konusu]na odaklanın.

 

 

Kayıp Cennet
John Milton
Pegasus Yayınları, 1667, 240 sayfa
çeviren: Enver Gürsel

Bir Halk Düşmanı
Henrik Ibsen
Yapı Kredi Yayınları, 1882, 104 sayfa
çeviren: Dilek Başak

The Lives of Others
Florian Henckel von Donnersmarck
2006, 137 dakika

Silo
Graham Yost
2023, TV dizisi

Gil Scott-Heron “Revolution Will Not Be Televised” 1970'te ilk kez yayımlanan eser, 1971'de caz-funk eşlikli yeni bir kayıtla genişledi. Scott-Heron'ın ritmik konuşması, gündelik dili şiire dönüştürmesi ve keskin toplumsal eleştirisi sonraki rap kuşaklarına örnek oldu. Gerçeğin söylenmesi yetmez. Gerçeğin hangi araçla, kimin tarafından ve nasıl gösterildiği de önemlidir.

“Yeşil Masa” (Der grüne Tisch), Kurt Jooss'un 1932 tarihli dönüm noktası dans tiyatrosudur. Bale, tiyatro karakterizasyonu ve hareketin stilize edilmiş halini birleştiren dışavurumcu, savaş karşıtı bir “ölüm dansı”dır. Dünya savaşları arasında yaratılan diplomatik müzakereyi ve onun insani sonuçlarını sert bir hiciv, şiddet, yerinden edilme ve ölüm döngüsüne dönüştürür.

“The Matrix” (1999) Bu sahne, Milton'ın “Kayıp Cennet” eserindeki yasak meyveyle güçlü bir ilişki kuruyor.

Çalışma Konusu

İnsanların bilmediği, bilmelerine izin verilmeyen veya bilmiyormuş gibi yaptığı bir gerçek düşünün. Bu gerçek bir aileye, okula, ekonomiye, ülkeye, bütün insanlığa ya da yalnızca bir kişiye ait olabilir. Peki bu gerçeği açıklarken nasıl bir yol izleyeceksiniz? Sembolik bir anlatım mı seçeceksiniz, bir gizem etiği mi örgütleyeceksiniz, yoksa gerçeği apaçık ortaya mı koyacaksınız? Bir otobüs durağına sticker yapıştırarak mı? Bir duvara özgün bir kaligrafiyle yazarak mı? Bir şarkıyla, bir dansla, bir resimle mi? Ya da kimsenin fark etmeyeceği küçük bir işaretle mi? Gerçeğinizi açıkladığınızda ne olacağını da hayal edin. Tehdit mi edileceksiniz? Sosyal medyada linç mi edileceksiniz? Yüzünüze mi tükürülecek? Hapse mi atılacaksınız? Sizi susturmaya mı çalışacaklar? Ya en acısı olur da kimse aldırış etmezse? Yoksa büyük bir tantanayla İstanbul Modern Sanat Müzesinin arşivine mi alınacaksınız? Kim bilir? Bir gazete, afiş, video, ses kaydı, performans, nesne, sembol ya da başka bir çalışma üretin. Yalnızca gerçeği açıklamakla yetinmeyin; açıklamadan önceki ve sonraki dünyayı da biraz düşünün. Kimin hayatı değişecek, kim ne kaybedecek, kim ne kazanacak? Kendi cennetinizden kovulmayı göze aldınız mı?

Bu sayfa 17 Ekim 2026 tarihinde yayına alındı.

×

Bültene kaydolun

Güzeli Arayan Ders bültenine kaydolun, yeni konular her ay e-postanıza gelsin.